Kaybolmuş adımlarla Sultanahmet’e çıkıyorum. Havanın soğuğu ahmak ıslatanla kırılıyor ve yağmuru haklı çıkarmak için şemsiyemi indiriyorum. Çok geçmeden sarnıca varıyorum. Çok ıslanmadım, neyse ki. Belki son bir diyetten sonra, körtalihim bugün dönecektir? Umutla içeri adım atıyorum. Sarnıç bütün iklim koşullarını hoyratça bulamaç haline getirmiş. Ilık, ağır ve nemli havayı içeri girer girmez yüzüme çarpıyor. Yine de bunlar dans etme hevesimi kırmıyor. Ayakkabılarımı değiştirip üst kattaki salona çıkıyorum.
O da burada: Sevgilim. Yok, hayır! Eskiden öyleydi. Onu sevdim mi? diye soruyorum bazen kendime. Belki de… Belki de, benden vazgeçemeyişlerini sevmiştim. Nereye, kime giderse gitsin… Hikayesindeki ana karakter hep bendim.. Ses tonum kulağınıza acıklı geliyor olabilir… Aslında, onu ben terk ettim. Sebebi çok basit: sıkıldım. Başkasının senaryosunda, başrole audition vermekten sıkıldım. Benim için yazılacak bir başrolü hak etmiyor muyum sizce de?
Arabayı yolun yanına tek hamlede jilet gibi park ettim. Yağmur da beklenmedik şekilde güzel bu gece. Keyfim çok yerinde: Aşığım. Yağmurun jestine karşılık vermek için şemsiyemi indiriyorum. Yerden seken damlaları taklit ederek sarnıca gidiyorum. Sıra ilerledikçe sarnıcın buğulu havası kütle halinde üzerime yürüyor. Yine de damlalarla pekiştirdiğim kıvraklığımı pistte de sergilemeye hevesliyim. Ayakkabılarımı değiştirip ruj muj sürmeden üst kata çıkıyorum.
Birkaç kişiyle dans ettikten sonra, hevesim kırılıyor. Şu antik kolonlar bile birçok kişiden daha çok hissediyor. Mekanı sarıp sarmalıyor ve sanki, bir zamanlar yaşadığı büyük aşka özlemle saçlarında yağmur damlaları birikmiş insanlara buruk bir ‘hoşgeldin’ diyor. Sarnıcın varlığı size hüzün çağrıştırıyor olabilir. Aslında, o bunu kutluyor. Sebebi çok basit: sıkıldı. Artık dimdik ve gururlu duruşunun hakkını veren dansçıları hak etmiyor mu? Kolonların çağrısına kulak verip etrafa bakıyorum. Yok mu şöyle oyunbaz birisi?
O da burada: geçen tanıştığım çocuk. Onunla dans etmeyi çok sevmiştim ama acaba o da sevmiş miydi? Çekinerek yanına gidiyorum. Hatırlıyor beni. Kendimi şapşal gibi hissediyorum. E tabii, unutmuştur diye tanışmamızın bütün şeceresini anlatarak devam ettim selamıma. Halim onu güldürüyor. Bu kadar sevimli olduğunu fark etmemiştim. Dans etmek için birbirimize sarılıyoruz. Kolonların sektirdiği müzik önce etrafımızı sarıyor, sonra adımlarımızda hayat buluyor. Sarnıcın ağır havası hafifliyor ve tüm akrobatlarla yukarı yükseliyor. Pistte biz ve belki birkaç hayalperest daha kalıyor. Kolonlar sonunda onların kıymetini bilenlerle neşeleniyor.
Maşallah, sohbetleri amma da derin! Ne var bu kadar konuşacak?! Yoksa sahiden komik bir şey mi oldu? Durmadan gülüyorlar. Tuvaletlerin olduğu köşeye doğru çekildiler. Konumları fena ama muhabbetleri fena gitmiyor, anlaşılan. İyi anlaşmışa benziyorlar… Kızı tanıyorum. Çok farklı biri. Acaba kızı bu kadar beğenmeseydim, kıskanır mıydım onları? Biliyorum, ayrıldık. Yine de…
En sevdiği şarkıyla başladı tanda. Yanına gidip eski sevgilimi dansa davet ediyorum. Gelmeyebilirdi, bir bahane uydurabilirdi ama kibar birisi. Geldi. Acaba hatırlar mı tenimi, kokumu? Özlüyor mu o da beni? Kolonlar arasında sıkışıyoruz. Ona daha sıkı sarılmak için bir bahane bu. Müzik ağır havada dağılıyor. Nefesini duyuyorum, sıklığı heyecanından mı yoksa? Tanda bitiyor ve eski yerine geri dönüyor… Aynı tas, aynı hamam. Sohbetlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar.
Eski sevgilimi görmenin şaşkınlığını üzerimden atmıştım ki, bunu sezmiş gibi beni dansa davet ediyor. Yanından kısa bir süre ayrılıyorum ama tanda biter bitmez soluğu yanında alıyorum. Sohbetimiz kaldığı yerden devam ediyor. Acaba çok mu oyalıyorum seni? Ne de olsa, dans etmek için geldin buraya. Seni esir aldığımı düşünmeni istemem. Yine de, seni özgür bırakmadan önce bir defa daha dans etmek ister misin? Teklifim sanırım seni mutlu etti: elmacık kemiklerin yükseliyor ve gözlerin iki çizgi gibi uzanıyor. Bana sımsıkı sarılıyorsun. Pist çok kalabalık. Endişelenme. Kollarımın arasındasın ve biz baş başa bir maceradayız. Nefesin yanağımı ısıtıyor. Kalbin göğsümde çarpıyor ve damarlarımda hasret kaldığım kanımı hissediyorum. Seni daha da sarmak istiyorum. Ama… Yapamam. Tanda biter bitmez özgür bırakacağım seni.
